Tarım Ekonomik Krizin Kurtuluşu Olabilir Mi?

Ekonomiyi yalnızca döviz, faiz, borsa üçgeninden ele alanlar için krizden çıkış için tarımın önemi elbette pek inandırıcı gelmeyecektir. Ancak, Türkiye’nin sahibi olduğu tarımsal potansiyel doğru politikalarla ve iyi bir planlama ile değerlendirildiğinde krizden çıkış için önemli bir avantaj sağlayacağı çok açık.

Koronavirüs ile beraber dünyada gıda ve tarımın öneminin ne kadar arttığı bir kez daha görüldü. Dünya gıda fiyatları son 6 senenin zirvesinde. İthalat yerine üreten bir Türkiye’nin bugün ekonomi alanında daha iyi yerlerde olacağı inkâr edilemez bir gerçek.

Yıllardır uygulanmakta olan ekonomi politikalarında tarımın potansiyeli, gücü, önemi hep yok sayıldı. Ülkeye döviz kazandıracak en önemli sektörlerden birisinin tarım ve gıda olduğu bilinçli ya da bilinçsizce görmezden gelindi. Üretmek yerine ithalata dayalı bir politikayla tarım yok edilmeye çalışılıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 18 Mart 2021’de “Bitkisel Ürün Denge Tabloları”nı yayınladı. Bu tablolarla Türkiye’nin hangi ürünlerde kendine ne kadar yeterli olduğu, üretim, ithalat, ihracat verileri detaylı olarak yer almakta. Genellikle hangi üründe kendimize ne kadar yeterliyiz verisi üstünden ele alınan bu tabloların detaylarına inildiğinde bazı gerçekler su yüzüne çıkıyor.

Tahıllarda kendisine yeterlilik düşük

Öncelikle genel bir değerlendirme ile tabloların bizlere anlattıklarına bakalım. Tahıl ürünlerinde Türkiye, kendisine yeterli değil. TÜİK’in verilerine göre, toplam tahıl ürünlerinde 2019-2020 piyasa döneminde yurt içerisinde üretimin yurt içerisinde talebi karşılama derecesi (yeterlilik derecesi) % 87,8 olarak gerçekleşti. Toplam tahıl üretiminde en büyük paya sahip olan buğdayın yeterlilik derecesi % 89,5, yem sanayinin en önemli girdilerini oluşturan arpanın yeterlilik derecesi % 94,8, mısırın yeterlilik derecesi % 75,5, soyanın yeterlilik derecesi ise yalnızca % 4,7 olarak gerçekleşti.

Sebze ve meyvelerde yeterlilik çok yüksek

Sebze ve meyvelerde kendisine yeterlilik çok yüksek. Türkiye’nin dünyada birinci olduğu incir, fındık, kayısı gibi ürünleri çok az tüketiyor. Bu ürünlerde kendisine yeterlilik % 500’lerin üstünde. Bu ürünler hemde Türkiye’nin alışılmış ihraç ürünleri. Meyveler ve içecek bitkilerinde 2019-2020 piyasa döneminde en yüksek yeterlilik derecesi % 617,9 ile incir ilk sırada. Turunçgiller grubunda yer alan meyvelerin bütününde kendisine yeterlilik % 100’ün üstünde.

Toplam sebze ürünlerinde, 2019-2020 piyasa döneminde yurt içerisinde üretimin, yurt içerisinde talebi karşılama derecesi % 107,2 oldu. Sebzelerde en yüksek yeterlilik derecesi havuçta % 117,7 olurken, kuru soğanda % 113,1, sakız kabakta ise % 111,6 olarak gerçekleşti.

 

Buğdayda kayıp 1.5 000 000 ton

Bu genel bilgilerden sonra bazı ürünlere ayrıntılı olarak bakmakta yarar var. En çok konuşulan ürünlerden birisi buğday. TÜİK verilerine göre; 2019-2020 sezonunda Türkiye, 6.8 000 000 hektar alanda 19 000 000 ton buğday üretti. Üretilen buğdayın 1 000 000 45 000 tonu hasat sırasında kayboldu. Hasat kayıplarının önlenmesi çok önemli.

Üretilen 19 000 000 ton buğdayın 17 000 000 955 000 tonu kullanılabilir durumda. 2019-2020 sezonunda Türkiye toplam 10 000 000 793 bin 317 ton buğday ithalatı yaptı. İthalatla beraber buğday arzı 28 000 000 748 000 317 ton.

Yurt içi kullanım miktarı 20 milyon 69 bin ton. Bu buğdayın 16 000 000 34 bin tonu tüketim amaçlı değerlendiriliyor. Tohumluk olarak 1 000 000 232 bin ton kullanılmaktadır. Yemlik olarak kullanılacak olan buğday miktarı 2 000 000 267 bin ton. Hasat kayıpları 1 000 000 45 000 ton olurken, işleme ve diğer kullanımlar sırasındaki kayıp miktarı da 535 000 673 ton. Buğdayda 19 000 000 ton üretiyoruz ama bunun 1 000 000 580 bin 673 tonunu kaybediyoruz. Buğdaydan elde edilen, un, makarna, bulgur ve diğer ürünlerin buğday eşdeğeri ihracatı 7 000 000 530 bin ton.

Türkiye’de kişi başına senelik 192,8 kilogram buğday tüketiliyor. Buğdaydaki yeterlilik derecesi % 89.5. Yani Türkiye buğdayda kendisine yeterli değil. Yapılması gerekli olan üretimi artırmak. Ama hemde hasat ve diğer kayıpların minimum düzeye indirilmesi için çalışmak gerekmektedir.

Yağlı tohumlarda büyük dengesizlik var

TÜİK’in yayınını yaptığı denge tablolarında yağlı tohumlarla ilgili veriler çok çarpıcı.

Bu yıl çok gündemde olan ayçiçeği tohumu ve ayçiçeği yağı ile alakalı Türkiye’nin durumu hiç de iç açıcı değil. 2019-2020 sezonunda Türkiye’nin ayçiçeği üretimi 2 000 000 100 000 ton. Üretim kayıpları 16 000 800 ton. Kullanılabilir üretim 2 000 000 83 bin 200 ton. İthalat 3 000 000 301 bin 308 ton. Türkiye ürettiğinden çok daha fazlasını ithal ediyor.

Toplam arz 5 000 000 384 bin 508 ton. Türkiye’nin tüketimi 3 000 000 385 000 497 ton. Tohumluk olarak 11 000 289 ton kullanılmaktadır. İhracat 1 000 000 939 bin 887 ton. Kişi başına tüketim 40.7 kilogram. Ayçiçeğindeki yeterlilik derecesi ise % 60.1 olarak belirlendi.

Soyada yeterlilik yalnızca % 4.7

Hem gıda hem de yem piyasasında yaygın olarak kullanılacak olan soyada Türkiye yaklaşık 3 000 000 150 bin ton kullanımı var. Bunun yalnızca 150 bin tonunu üretiliyor. Soya ithalatı 3 000 000 38 000 ton. Soyanın 1.6 000 000 tonu yemlik,1 000 000 485 000 tonu endüstride kullanılmaktadır. Soyadaki yeterlilik oranı % 4.7 oldu.

Bakliyatta potansiyel değerlendirilemiyor

Bakliyat ürünlerinde toplam üretim 1 000 000 230 bin ton. İthalat ise 569 bin ton. Kişi başına bakliyat tüketim 13.6 kilo. Yeterlilik derecesi ise % 94.7 oldu.

Bakliyat ürünlerinde en çarpıcı olanı kırmızı mercimekte yaşananlar. Türkiye, 310 bin ton kırmızı mercimek üretirken bunun 8 000 60 tonunu hasat sırasında kaybediyor.

Kullanılabilir 301 bin 940 ton mercimek üretimine karşılık, 479 bin 863 ton ithalat yapıldı. Kişi başına mercimek tüketimi 4.6 kilogram. Yeterlilik derecesi ise % 71.7 olarak gerçekleşti.

Kuru meyvelerde büyük avantaj

Türkiye’nin en iyi durumda olduğu ürünler kuru meyveler. Yeterlilik derecesinin en yüksek olduğu ürün incir. İncirde 310 bin ton üretim, 45 000 ton tüketim, 256 bin ton ihracat var. Yani yemiyoruz ihraç ediyoruz. Kişi başına incir tüketimi senelik 500 gram. Benzer bir durum kayısıda var. Kayısı üretimi 863 bin 856 ton, tüketim 194 bin ton ve ihracat 533 bin ton. Kişi başına kayısı tüketimi 2.3 kilogram.

Fındıkta kendisine yeterlilik % 563.9 olurken, kestanede % 120.9 oldu. Türkiye dünyanın en çok fındık üreten ülkesi fakat kişi başına senelik yalnızca 1.6 kilogram fındık tüketiliyor. Cevizde kendisine yeterlilik % 72.7 olmasına karşın kişi başına 3.5 kilogram ceviz tüketiliyor. Bademde yeterlilik derecesi % 78,7 kişi başına tüketim ise 2.2 kilogram.

Turunçgillerde ihracat oranı yüksek

TÜİK verilerine göre greyfurt, limon, mandalina ve portakalı kapsayan turunçgillerde toplamda kendisine yeterlilik oranı % 174,4 düzeyinde. En dikkati çeken ürün bu grupta greyfurt. Türkiye 249 bin 185 ton greyfurt üretiyor, bunun 5 000 482 tonu üretim sırasında kaybediliyor. Kullanılabilir 243 bin ton 703 ton greyfurtun 188 000 189 tonu ihraç ediliyor. Kişi başına greyfurt tüketimi 600 gram. Greyfurtta kendisine yeterlilik derecesi 424,9 kilogram. Mandalinada üretim 1 000 000 400 000 ton, kayıp 15 000 400 ton. Tüketim 547 bin 243 ton, ihracat 832 bin 246 ton. Kişi başına tüketim 6.6 kilogram. Yeterlilik derecesi % 232,8 oldu.

Tarımda denge tabloları yalnızca yeterlilik düzeyi değil, detaylara inildiğinde tarımda uygulaması yapılacak politika için çok önemli ipuçları veriyor. Hep söylenen ama bir türlü gerçekleştirilemeyen ürün deseni, üretim planlaması bu veriler ışığında ele alınarak politika oluşturulabilir. Tarım, ekonomik krizden çıkış için en önemli sektör olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir